Burhaniye yolu üzeri, Erol'un Yeri...

mektup yazmak: yazarak söylemek, deyivermek; sanki apayrı bir dünya kurmak; iki mektup arası zamanda yaşayıp hissettiklerini yazıya/kelimelere dökmek için biriktirmek... sonrasında da derlemek... 

dün Ömer Kavur'un 70'lerin başlarında çektiği Kırık Bir Aşk Hikayesi'ni seyrettim. ne zamandır aklımdaydı, ne zamandır "O duygu"nun peşindeymişim. 

- Alo, buyurun, 
- Alo, ben Aysel, 
- Burada mısın? 
- Evet, Burhaniye yolu üzerinde Erol'un Yeri'ndeyim, yarım saat kadar kalacağız. 
- Hemen geliyorum, oradan ayrılma, 
- Bekliyorum. 

 tam on yıl önce, bir anda görmemeye başladığım biri vardı... 

o'na baktığımda ayna'da kendini görüyordum sanki, 


ve bir sürü şey.... 


on yıl sonrasında, dün, Burhaniye yolu, Erol'un Yeri'nde, ilk kucaklaşma, sarılma

- kalbinin sesini tekrar duyabilecek miyim?- oldu. 


insanın neden yazdığını, neden resmettiğini, neden ezgileri notaladığını, neden dağa taşa şekil verdiğini... yaşıyor olduğuna atfettiği önemin ve yüceliğin kalıcı olması için uğraşıları... biliyoruz da, 

hissediyor olduğuna, kendine ait hikayeleri olduğuna atfettiklerini içinden bir şekilde çıkarabilmesi için, tüm bunların kalıcı olması için, 


- Kör İbraam, derlerdi, İbrahim idi adı da işte İbraam diyorlardı, malı mülkü tarlaları vardı, karısı Faika Abla kuru, ince bir kadın, iki de şu boyda oğulları, 

biz de bazen tütün dizmeye giderdik, komşu bağ onlarındı işte... daha küçüğüm, 

dayanamamış demek ki, asmış kendini Faika Abla, 

dayanamamış demek ki, 

evlendi hemen sonra, mallı mülklü ya, evlendi... 

durup dururken, bir sabah kahvaltı bitiminde annem anlattı bunu, o zamandan beri aklımda hikaye de, atmış yıl sonra bir anda bunu neden anlatma isteği duyduğu da, 


neler geçip gidiyor, insanın hayatından, ve, ve nerelerde kalıyor onlar... mektubu oldu bu sefer, 


gözlerinden öpüyorum. 














p.s. kac kere okudum kac kere agladim saymadim. 

yasanan, duyulan, bilinen, hissedilen her sey bu kadar kalici ve her daim bu kadar yakiciyken neden bu kadar geciciler hocam?
asklar sevgiler bitiyor, Faika abla gidiyor, mekanlar degisiyor, kalplerin carpintisi, sesler, sozcukler... her sey hikaye olabilirse eger hikayede oldugu haliyle kaliyor sadece. sonra biz de o hikayelerde kaliyoruz. 

geriye anlatmak/anlatilmasi kaliyor zahir.

Yorumlar

Popüler Yayınlar